Yazarlar

Anlatılmaz Yaşanır

Köyün birinde, bir oğlan çocuğuna ailesi ve köylüler aptal diyormuş. Çocuk kendisine böyle denmesinden memnun değilmiş ama ne yaparsa yapsın bunun önüne geçememiş. Çocuk büyümüş koca adam olmuş, durum değişmemiş.

Bir gün köyden, o yörede herkesin tanıdığı ve değer verdiği bir hoca geçiyormuş. Aptal denilen adam, tenhada hocanın yanına yaklaşıp, durumunu anlatmış ve “Ben bu durumdan kurtulmak istiyorum, bana bir yol göster,” demiş. Hoca, “Peki sana bir yol göstereceğim. Bak şimdi; her kim bir şeyin güzelliğinden bahsederse, mesela, ‘bu gül çok güzel’ derse, ona, bu gülün güzel olduğunu ispatla. Eğer ispatlayamazsan aptalsın de. Bunu, gün batımı ne güzel diyene de sor, hava ne güzel diyene de. Hiçbir fırsatı kaçırma. Hiç kimse bunları ispatlayamaz. İspatlayamayınca aptal durumuna düşerler ve sana aptal diyemezler,” demiş. “Ben yakında bu köye tekrar geleceğim, sonucunu merak ediyorum, geldiğimde bana söyle,” diye eklemiş.

Hoca tekrar köye geldiğinde, Hocanın etrafını saran bir gurup, “Köyümüzde bir mucize oldu. Herkesin aptal dediği adam bilge kişi oldu. Onunla tanışmanı isteriz” demişler. Hoca, “Onunla tanışmayı çok isterim,” demiş. Hocayı götürmüşler, birbirini gören eski ahbaplar, selamlaştıktan sonra, yeni bilge; “Hocam, dedikleriniz işe yaradı. Güzellikten bahseden herkese ispatlamazsan aptalsın, dedim. İspatlayamadılar ve aptal durumuna düştüler. Ben de aptal olmaktan kurtulduğum gibi, bilge adam oldum,” demiş.

Duyguları, hisleri tanımlamak için, kelimeler, sıfatlar kullanırız. Sevgi, güzellik, gibi kavramları kelimelerle layıkıyla ifade etmek pek mümkün olmuyor. Öyle olmasına rağmen, insanlar bunları ifade etmek için, öğrendikleri içi boş tanımları kolayca kullanıyorlar. Hikayedeki gibi bilge hocalar, içi boş konuşanlara, ‘ispatla,’ diyerek ince bir ders veriyor.

Sevgi, güzellik vardır veya yoktur, anlatmaya kalkarsanız anlatamazsınız. Anlatsanız, ispat edemezsiniz. Hislerimizi, sözle ifade etmekten aciz kaldığımız böyle durumlara ‘anlatılmaz yaşanır,’ deniyor.

‘Hayatın anlamı nedir?’ sorusuna da, ne cevap verilirse verilsin, ispat edilemez. Bazı insanlar bazı dönemler için, bir hedef koyarlar ve ona ulaşma güdüsüne, hayatın anlamı derler. Hedefe ulaştıklarında anlam uçar gider.

Ezber bir hayatı, vazife yapıyor gibi yaşayanlar, hayatını çekici hale getirmek amacıyla anlam arıyorlar. Bulunan anlam, içi boş olduğu için beklenen etkiyi yaratamıyor. Anlamın etkisini artırmak amacıyla yaşadıklarını anlatma ihtiyacı duyuyorlar. Oysa hayat anlatılmaz, yaşanır.

Hüseyin Güdücü
drguducu@hotmail.com

Yazımızı beğendiyseniz paylaşım butonlarını kullanarak sosyal  medyada  paylaşıp daha fazla kişiye ulaştırmanızı rica ederiz. Bizi  Twitter  üzerinden @kanguruhaber hesabından, Instagram üzerinden  @kanguruhaber hesabından da takip edebilirsiniz.

Yorum yapmak, eklemek ya da düzeltmek için aşağıdaki yorum kısmını kullanabilirsiniz

Yorum ekle

Yorum yazmak için tıklayınız

E-posta ile Abone Ol

Haber Bültenlerimize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin. 3'cü şahıslara satılmaz.

Bumerang - Yazarkafe