Yazarlar

Kime Küsersiniz?

Küsmek, beklediğim gibi davranmadığın için, sana olan ilgimi, sevgimi kesiyorum, demektir.

Küsen, karşıdakine aba altından sopa göstermekte yani tehdit etmektedir. Bu yüzden psikiyatrisiler, küsmeyi ‘pasif saldırganlık’ diye tanımlıyor.

Bizde ‘İnsan sevdiğine küser,’ diye bir laf vardır. Bu lafa bakarsanız, bizim insanımıza göre, sevdiğini tehdit etmek, beklentine uygun davranmaya zorlamak, ayar vermek masumdur, hatta haktır. ‘Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış,’ misali; güçlünün küsmesi etkili olacağına göre, bizim insanımız güçlünün hükmetmesini hak görüyor.

Şimdi bu kafa yapısındaki iki insanın evlendiğini düşünelim. Zaten erkek kas gücü ve ekonomik olarak güçlü, bir de karısına hükmetmeye kararlı olduğundan, kendinden üstün olmayan bir kadını seçiyor. Kadın maça bir sıfır mağlup başladığı için daha kurnaz, daha diplomatik taktikler geliştiriyor. Zamanla kadın kendini daha ihtiyaç duyulur konuma getirmeye çalışıyor. Böylece evlilik bir güç savaşına dönüşüyor.

Eşine hükmetmeye niyetli birinin asıl amacı, onu kullanmak, dahası sömürmektir. Zaten bu amaçla evleniliyor ama bu niyet, sana aşığım, seni seviyorum, senin için her şeyi yaparım, zarfıyla sunuluyor. Her ne kadar  ‘zarfa değil, mazrufa(içerik)bak,’ demişlerse de, gençler zarfa bakıyor.  Oysa aşk, hormonların etkisiyle duyguların coşmadır. Hormonların etkisiyle aklı başından gitmiş olan genç, ihtiyacına uygun birini buluyor. Sevmek, karşılıksız vermek olduğuna göre; gizli niyeti, eşini sömürmek olan kişi, onu seviyor olabilir mi? Eşini kullanmak amacıyla evlenenler, eğer birbirini kullanışlı bulursa mesele çıkmıyor ve bunlar gül gibi geçiniyorlar.  Yok, aradıklarını bulmuyorlarsa kendilerini kandırılmış hissediyorlar.

Bir insanı kullanmak, sömürmek, onu bir nesne, bir eşya gibi görmenin tezahürüdür. İnsanlar karşısındakine ben bundan nasıl yararlanabilirim diye bakıyor ve bu durum günümüzde olağan görülüyor. İşte bu çok vahim. Bu düşünce ‘ne kadar güçlü olursam o kadar çok insana hükmedebilirim,’ diyen düşüncedir. Bu yüzden en güçlü olanın hükmetmesi olağan görüyor, hatta ona, gizliden gizliye gıpta ediliyor.

Aslında herkes insanca bir yaşam arıyor. Buna çare ararken, bazıları, güçlü olursam, kendi düzenimi kurarım diye düşünüyor. Çevresindekileri beklediği gibi davranmaya zorlamayı çare gibi görüyor. Bütün sıkıntıların temelinde sevgi eksikliği yatıyor. Kendini seven bir insanın başkasının sevgisine ihtiyacı olmuyor. Kendini sevmeyen birine, başkalarının sevgisi hiçbir zaman yeterli gelmiyor.

Hüseyin Güdücü
drguducu@hotmail.com

Yazımızı beğendiyseniz paylaşım butonlarını kullanarak sosyal medyada paylaşıp daha fazla kişiye ulaştırmanızı rica ederiz. Bizi Twitter üzerinden @kanguruhaber hesabından, Instagram üzerinden @kanguruhaber hesabından da takip edebilirsiniz.

Yorum yapmak, eklemek ya da düzeltmek için aşağıdaki yorum kısmını kullanabilirsiniz.

Yorum ekle

Yorum yazmak için tıklayınız

Sponsorlu

Google +

E-posta ile Abone Ol

Haber Bültenlerimize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin. 3'cü şahıslara satılmaz.

Sponsorlu

sanalbasin.com üyesidir
Bumerang - Yazarkafe