Yazarlar

Ben Kimim?

İnsanoğlunun dünyaya gelişinden itibaren sormaya başladığı en önemli sorudur. Çoğunlukla da cevabı net olarak bulamadan dünya hayatı sonlanır. İnsanoğlunun dünyaya gelirken içine girdiği bedenin somut şartlarında hapis kalması sorunun cevabını bulmasında sıkıntı ve zorluk yaşamasına sebep olur.

“Ben Kimim?” sorusu Antik Çağ filozoflarınca sorulmaya başlanmış ve aynı oranda da farklı farklı cevaplara ulaşılmış. Antik dönemden bugüne kadar hiç kimse net olarak cevabı veremese de ortalama cevaplara ulaşanların kaynaklarından somut bilgilere ulaşmaya çalışıyoruz.

Her birey, toplumsal olarak çözülemeyen bu soruya kendi hayatına ve yaşam şartlarına bakarak cevaplar vermeye çalışır. İçinde bulunduğu ailesinin ekonomik, sosyal ve kültürel durumuna göre çocuğuna verdiği bilgiler ile hayatın anlamını bulmasına yardımcı olur. Kimi için bu ekonomik güçtür, kimi için iyi bir eğitim, kimi için ise sanattır. Kişi ailesinin kendisine aktardığı bilgiler ile hayata atılır. Ne yapmak istediği, hangi eğitimi almak, hangi işte çalışmak gibi koşulları ağırlıklı olarak ailesinin etkisiyle yönlendirir. Belki bu dünya hayatında kendini bir noktaya da getirir. Fakat bu noktadan itibaren tatmin olmadığı, pek bilinçli olmasa da ruhen doymadığı duygusu içini sarmaya başlar.

İnsan ruhsal ve duygusal eksiklerini iç dünyasında aramak yerine, dünyanın kendine sunduğu nimetler ile örtmeye, tamamlamaya çalışır. İyi bir kariyere sahip olarak ve bu kariyerin etiketi arkasına saklanarak, zayıflıklarını, tatminsizliklerini saklar. Böylece gücünü kariyerinden alarak bir gün elinden uçup gidecek olan kariyeriyle kendini pamuk ipliğine başlar. Belli bir yaştan sonra kariyeri sonlandığında ise kendini büyük bir boşlukta hisseder. Değersizlik duygusuna kapılarak hastalıklara açık hale gelir.

Arayış içinde olduğumuz sorular ruhumuzun ve duygularımızın tatmin olmasına yardımcı olacak, dünya nimetleri dışında bizi gerçekten mutlu ve huzurlu kılacak cevaplar olmalıdır. Maddiyata dayalı her türlü mal, mülk, araba gibi şeyler her daim elimizden kolayca gidebilecek dünya malıdır. Bunları hayatımızın amacı olarak görmek yerine, yaşamsal araçlar olarak görmeliyiz.

Dünyanın en iyi arabasını aldığınızı düşünün. İçinde rahat rahat yolculuk yaparken, trafik birden kilitlenerek, saatlerce yolda kalmanıza sebep oluyor. Oysa hemen yanıbaşınızda tıklım tıklım, sıkış tıkış dolu bir metrobüs bomboş yolda hızla geçip gidiyor. Evet o insanlar sıkış tıkış ama sizden saatler önce evlerine ulaşarak, hayatlarındaki önemli bir zamanı kendilerine ayırmış oluyorlar. Hani maddiyat, kariyer güç demekti? Size ait olan zamanı satın alamaz, geri getiremezsiniz. Bunun için önce hayatınızı bir gözden geçirmelisiniz.

Kendi içinize bir yolculuk başlatarak, ruhunuzun, duygularınızın isteğinin ne olduğunu anlamak, manevi uyanışınızın, aydınlanmanızın nasıl olacağını öğrenmelisiniz. Bu hayatta kendinizden başkasının olmadığını anlamalı ve önce kendinizi tanıyarak, uyanışınızı hızlandırmalısınız.

Hayatınızı bir senaryo gibi düşünün. Baştan sona kendinize ait bir senaryoda, başrolde kendiniz olacak şekilde hazırlanmış olan senaryonun içinde sürekli başrolün sorumluluklarından kaçarak, başka insanlara ya da başka olaylara sorumluluğu yüklediğinizde, kendinizi tanımak yerine, kendinizden uzaklaştığınızda mutlu ve huzurlu olmayı nasıl bekleyebilirsiniz?

İnsan ancak kendini bulma yolunda manevi bir yolculuğa çıktığında kendini huzurlu ve mutlu hissedebilir. Kendini tanıma yolunda ilerleyen, “Ben Kimim” sorusunun cevabını arayarak aydınlanma yolundan giden kişi sonsuz enerjiyi hissederek, hem kendine hem de çevresine faydalı olabilir.

Bugünden itibaren hayattaki etiketlerinizi bir kenara bırakarak kendinize yüksek sesle şu soruları sorun kendinize:

  1. Ben Kimim?
  2. Koşulsuz şartsız her halimle kendimi seviyor muyum?
  3. Kendimi olduğum gibi, her halime kabul edip onaylıyor muyum?
  4. Sevdiğim ve olduğu gibi kabul ettiğim kaç kişi var?
  5. Çevremde beni seven ve olduğum gibi kabul eden kaç kişi var?

Bu sorulara vereceğiniz cevaplar tamamen kendinize aittir. Dürüstlüğünüz sadece kendinizedir. Başkalarını kandırabilirsiniz. Ama kendi kendinizle kaldığınızda, başınızı yastığa koyduğunuzda içinizde çatışan sesler size kendinizi sorgulatmaya devam edecektir.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız, bu sorular ile karşı karşıyaysanız, hayatınızda bir değişim yapma zamanı gelmiş demektir. Ruhsal aydınlanma ve uyanış yolunda hepinize kolaylıklar dilerim.

Cüneyt İngiz
Tiyatro Oyuncusu – Seslendirme Sanatçısı

Yazımızı beğendiyseniz paylaşım butonlarını kullanarak sosyal medyada paylaşıp daha fazla kişiye ulaştırmanızı rica ederiz. Bizi Twitter üzerinden @kanguruhaber hesabından, Instagram üzerinden @kanguruhaber hesabından da takip edebilirsiniz.

Yorum yapmak, eklemek ya da düzeltmek için aşağıdaki yorum kısmını kullanabilirsiniz.

Yorum ekle

Yorum yazmak için tıklayınız

Sponsorlu

Google +

E-posta ile Abone Ol

Haber Bültenlerimize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin. 3'cü şahıslara satılmaz.

Sponsorlu

sanalbasin.com üyesidir
Bumerang - Yazarkafe